The Invincible İncelemesi

The Invincible oyunun incelemesini buradan dinleyebilirsiniz.

İçerik Özeti

Polonyalı firma Starwards Industries’in imzasını taşıyan 2023 çıkışlı bilim kurgu türündeki macera oyunu The Invincible’ı inceleyeceğiz.

The Invincible daha önce CD Projekt Red’de çalışmış Witcher, Cyberpunk gibi AAA kalite oyunlarda imzası bulunan kişiler tarafından kurulmuş polonyalı firma Starwards Industries tarafından geliştiriliyor. Oyunun dağıtımı ise adını daha önce This War Of Mine ve Frostpunk gibi oyunlarla duyduğumuz 11 Bit Studios tarafından gerçekleştiriliyor. 

Microsoft Windows, Playstation 5 ve Xbox Series platformlarına çıkan oyunun öyküsü polonyalı yazar Stanislaw Lem’in 1964 yılında çıkan aynı adlı romanının uyarlamasına dayanıyor. Aslında buna uyarlama demek de doğru değil çünkü söz konusu romanın öncesinde yaşananlar anlatılıyor. İnternette kitapları okumaya başlamadan önce oyunu oynamanın güzel bir okuma deneyimi sağladığına ilişkin yorumlar gördüm. Geliştirici ekip, romanın dünyasının görselleştirmeye çok uygun olduğunu, oyunu yapmanın senaryosu hazır bir filmi çekmeye benzediğini söylüyor. 

The Invincible’ın Öyküsü

The Invincible, birinci şahıs bakış açılı bir oynanış deneyimi sunuyor. Regis III gezegenini keşfetmek ve kayıp üç ekip üyemizi bulmak için Yasna adındaki bir astrobiyoloğu yönetiyoruz. Bilinmeyen tehditlerle yüzleşiyor, gezegenin gizemini çözmeye çalıştığımız bir yolculuğa başlıyoruz. 

The Invincible'ın tanıtım görsellerinden biri.

The Invincible’ın tanıtım görsellerinden biri.

Yasna’ya yolculuğu boyunca Novik adındaki uzay gemisi kaptanı eşlik ediyor. Telsizden verdiği talimatlarla bizi yönlendiriyor. Öykünün akışı tek bir yönde ilerlemiyor. Verdiğimiz kararlar doğrultusunda kendine farklı kanallar bularak akmaya başlıyor. Yasna ve Novik’in gezegene ilişkin gizemler hakkında teoriler üretmeye çalıştıkları diyaloglar, gergin anlarda birbirlerine karşı tutumları bizim de seçimlerimiz doğrultusunda değişkenlik gösteriyor.

The Invincible'ın oyun içi görüntülerinden biri.

The Invincible’ın oyun içi görüntülerinden biri.

Yasna, yolculuğu boyunca metal tarayıcı, ilk yardım kiti ve dürbün gibi araçlar kullanıyor. Ancak bu araçların öykünün ilerleyişinde daha anlamlı görevler üstlenmesini de beklerdim. 

The Invincible’ın Genel Değerlendirmesi

Oyun atompunk bir tasarıma sahip. Atompunk tasarım, araçların nükleer enerjiyle çalıştığı, 1950’lerin ve 1960’ların ruhunu taşıyan, tüm dünyanın benzer bir renk paletiyle kurgulandığı tasarım anlamına geliyor. Geliştirici ekip bu dünyayı tasarlarken Chirs Foss, Chesley Bonestell ve Syd Mead’in çalışmalarından ilham almış. Sovyetlerin uzay araçlarını özel olarak incelemiş ve retro fütüristik bir biçem yaratmayı başarmış. 

Oyunda karşılaştığımız az sayıdaki insandan biri.

Oyunda karşılaştığımız az sayıdaki insandan biri.

The Invincible’a asla bir korku oyunu diyemeyiz. Bu oyunda jumpscreen adı verilen ve bir anda önümüze çıkan yaratıklar üzerine kurulu ucuz bir gerilim yok. Gerilim daha çok bilinmeze doğru yapılan gizemli yolculukla sağlanıyor. 

Oyunun temposu ise yavaş ama bu kötü bir şey değil. Bu tempo sayesinde keşif hissi hep canlı kalıyor ve sindire sindire, düşüne düşüne yol alıyorsunuz. Yalnızca bazı yerlerde belki en azından yürüme hızımız biraz daha artırılabilirdi.

Oyun için tasarlanan her bir içerikte ciddi bir estetik kaygı ve emek görüyoruz.

Oyun için tasarlanan her bir içerikte ciddi bir estetik kaygı ve emek görüyoruz.

Oyunun grafikleri ve tüm tasarımı neredeyse bir AAA oyun oynadığınızı düşündürecek kadar nitelikli ancak kimi yerlerde aşılmaz duvarlarla karşılaştığınızı, oyunda zıplama tuşu bulunmadığı ve nesnelerle yalnızca tıklayarak etkileşim kurulduğu için çizgisel bir deneyimle de karşılaşabildiğinizi belirtmek gerek. 

Birçok insanın söylediğinin aksine the Invincible asla bir yürüyüş simülatörü değil. Oyuncunun etkin bir biçimde işe katıldığı birçok sahne var. Her bir anında üzerine çokça emek verildiği belli olan sıra dışı içerikler var. Müzikleri ise hem atmosfer kurma anlamında hem de öyküye eşlik etme anlamında hiç ama hiç fena değil. The Invincible, Mass Effect ya da Starfield büyüklüğünde bir oyunla karşılaşmayacağınızı bilerek, beklentinizi bağımsız bir oyuna göre ayarlayarak oynarsanız gayet güzel bir oyun. Oyunun yönetmeni Marek Markuszewski‘nin de belirttiği gibi yavaş, sakin, acelesi olmayan bir öykü deneyimi.

AAA oyun kıtlığının yaşandığı bu günlerde – ki bunun nedenlerine gelecekteki bir videoda ayrıca değinebiliriz – The Invincible 5 üzerinden 4 alır.

Not

Ayrıca bu doğu avrupa, bağımsız oyun sektöründe çok ciddi bir yer edinecek ve çok büyük oyun firmaları çıkaracak gibi geliyor bana. Teknolojinin gelişmesiyle bağımsız stüdyolardan buna benzer birçok güzel işle karşılaşacağımızdan eminim. Keşke biz de kendi yazarlarımızın Yaşar Kemal’in İnce Memed‘inin falan açık dünya Far Cry‘a benzer bir oyununu yapsak. Seve seve böyle bir projenin parçası olurdum. Aklımda İnce Memed’in seçimlik sahneleri bile var. 

Bir sonraki incelemede görüşene değin kendinize iyi bakın. 

Kaynaklar

https://oyunyorumlar.com

https://steemit.com/tr

https://www.chrisfossart.com

https://www.chesleybonestell.com

https://sydmead.com

https://kitapyorumlar.com

https://oyunyorumlar.com/

The Invincible İncelemesi
  • Anlatı
  • Kurgu
  • Atmosfer
  • Sürükleyicilik
  • Oynanış
4.2

Kısaca Görüşüm

The Invincible, Mass Effect ya da Starfield büyüklüğünde bir oyunla karşılaşmayacağınızı bilerek, beklentinizi bağımsız bir oyuna göre ayarlayarak oynarsanız gayet güzel bir oyun.

Yorum Bırak!