Watch Dogs Legion İncelemesi

İçerik Özeti

Ubisoft’un son çıkan AAA sınıfındaki Watch Dogs oyunu Watch Dogs Legion’un senaryosunu ve oynanışını incelemeye, diğer Watch Dogs oyunlarından ayrışan yanlarını anlatmaya çalışacağız.

Ubisoft 1986 yılında Fransa’da doğmuş, ardından Kanada Montreal’e taşınmış ve çoğu kült olmakla birlikte (Assassin’s Creed, Tom Clancy’s, Far Cry Serileri…) 1990’lardan bu yana birçok oyun geliştirmiş büyük bir oyun stüdyosu. Stüdyonun merkezi her ne kadar Kanada da olsa da dünyanın birçok yerinde (20’ye yakın ülkede) ofisleri bulunuyor ve bu sayede aynı anda birden fazla oyun üzerinde çalışıp aynı yıl içinde AAA sınıfında yer alan birkaç oyun çıkarabiliyorlar. Ancak son yıllarda oyuncular tarafından birbirinin kopyası işler yapmakla ve oyunlarının üzerine çok çalışmamalarıyla eleştiriliyorlar.

Watch Dogs’un Ortaya Çıkışı

Watch Dogs ise Ubisoft’un 2014 yılında çıkardığı koyu bir teknoloji atmosferinde geçen, hackerların cirit attığı karanlık bir açık dünya oyunuydu. Oyun eksikliklerine rağmen başarılı bulunca ikincisi için çalışmalara başlanmış ve 2016 yılında Watch Dogs 2 çıkmıştı. Sınırlı sayıda açık dünya oyunu bulunan piyasa da iş ilk oyun kadar karanlık bir öyküye sahip olmasa da oyuncular tarafından beğenilmiş yalnızca popüler kültüre kayan öyküsüyle eleştirilmişti. Aradan dört yıl geçti ve biz tam Ubisoft yeni bir Watch Dogs oyunu yapmayacak herhalde derken serinin üçüncü oyunu Watch Dogs Legion ortaya çıktı.

Watch Dogs Legion’un Öyküsü

Watch Dogs Legion, Watch Dogs 2’den de anımsadığımız DedSec adlı hacker grubumuzun çevresinde gelişiyor. DedSec, Londra’nın Zero Day adında bir örgüt tarafından bombalanmasına engel olmaya çalışırken bir anda bu işin sorumlusu olarak anılmaya başlıyor ve terör örgütü ilan ediliyor. Ana karakterimiz DedSec’in suçsuz olduğunu ve bu işin arkasında kimler olduğunu ortaya çıkarmaya çalışırken küresel bir kumpasın detaylarını öğreniyor. Halkı bu kumpastan kurtarmak adına harekete geçiyor.

Watch Dogs Legion’un öyküsü ilk bölümleri itibariyle oyuncuyu içine almakta zorlanıyor ve birçok yerinde aksıyor. Oyun tasarlamak gerçekten de zor bir iş. Geliştiriciler oyun mekanikleri ve prototipler için yıllarca çalıştıklarından kendi oyunlarına karşı nesnel olamıyorlar ve çevre düzenlemesi güzel, hatasız, oynaması keyifli bir oyun çıkaralım derken, öyküyü ya da oyunun genel olarak eğlenceli olup olmadığını tam olarak ayırt edemiyorlar.

Watch Dogs Legion Londra'da geçiyor.

Watch Dogs Legion Londra’da geçiyor.

Kimi oynaması çok keyifli bölümler Watch Dogs Legion’u bizce tam olarak kurtaramıyor ve maalesef cansız açık dünyası ve durağan anlatımı nedeniyle serinin en az sürükleyici ve en az başarılı yapımı olarak ön plana çıkıyor.

Pozitif Yönleri

Oyunda gerçekten de sokakta gördüğünüz her karakteri grubunuza dahil edip öyküyü onlarla oynamayı deneyimleyebiliyorsunuz. Kalıcı ölüm olasılığının olması ve öyküye başka bir karakterle devam etme olasılığınız da oyun sektörü için yenilikçi güzel keşiflerden biri.

Negatif Yönleri

Daha önceki Watch Dogs oyununda yer alan trafik ışıklarını hackleme olayını Watch Dogs Legion’da kaldırmışlar. Çok eğlenceliydi, oyunun en beğenilen yerlerinden biriydi acaba neden kaldırmak zorunda kaldılar?

Oyundaki Cargo Drone'lar ciddi bir açık. Neredeyse her göreve bununla gidip mekana tepeden inip işinizi halledip çıkabiliyorsunuz.

Oyundaki Cargo Drone’lar ciddi bir açık. Neredeyse her göreve bununla gidip mekana tepeden inip işinizi halledip çıkabiliyorsunuz.

Onun dışında açık dünya gerçekten çok cansız. İngiltere’nin bize göre tersten akan trafiği de araç kullanmayı İngiltereli oyuncular hariç dünyanın geri kalanı için neşesiz bir şeye dönüştürüyor. Keşke bunun bir ayarı olsaydı. Dileyen trafiğin diğer yönden akmasını sağlayabilseydi.

Genel Değerlendirme

Watch Dogs Legion’un popüler kültür öykülerinden uzaklaşarak ilk oyundaki gibi karanlık bir senaryoya dönmesi sevindirici. Hatta bir anda “Büyük bir distopyaya nasıl dönüşürüz?” biçiminde iddialı bir anlatısı var. Ancak atmosfer yeterince başarılı değil ve her ne kadar oyunda gördüğümüz her karakterle oynayabiliyor olsak da açık dünya cansız.

Birkaç bölüm çok eğlenceli olsa da genel olarak kolay bulmacalarla ve birbirini tekrar eden bölümlerle karşılaşıyoruz. Araç dinamikleri yeterince benzersiz değil. Söz gelimi oyunda olan üç motorun her birinin sürüş hissiyatı neredeyse aynı. Bir açık dünya oyununda bunlar çok önemli. Bugüne kadar bu işi en iyi beceren underrated kategorisinde anabileceğimiz Scarface oyunuydu. Az onlardan örnek alınsa iyi olur.

Oyunun tasasrımı bazı noktalarda fazla abartılı.

Oyunun tasarımı bazı noktalarda fazla abartılı.

Devamında öykünün tutarlı ilerlemesi bakımından kimi zaman bir mekâna girmeden önce arabamı bıraktığım yerde bulamadığımı belirtmem gerekir. Kimi bölümleri de neredeyse FarCry serisi ile aynı tasarıma sahip.

Ubisoft, son yıllarda az ve öz oyun çıkarmaktansa farklı ülkelerdeki onlarca ofisine de güvenerek, risk almayıp çok oyun çıkarmak gibi bir politikaya sahip ama neredeyse yarattığı bütün açık dünyalar FarCry’a benziyor. Yazı fontları bile kimi yerde aynı. Bunda bir sorun yok. Çalışan ve eğlenceli bir mekanik varsa elbette kopyalayabilirler. Biz oyuncular zaten artık yeni prototipler ve gittikçe karmaşıklaşan kontrol şemaları istemiyoruz. Bize güzel öyküler sunulsun istiyoruz. Ancak Watch Dogs Legion sağlam bir içeriğine sahip olmasına rağmen bunu oyuncuya sunmaktan uzak bir görünüm sergiliyor.

Özetle ben olsam oyunu almak için biraz daha ucuzlamasını beklerim.

KAYNAKLAR

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ubisoft

https://www.metacritic.com/game/playstation-2/scarface-the-world-is-yours

  • Anlatı
  • Kurgu
  • Atmosfer
  • Sürükleyicilik
  • Oynanış
3.4

Kısaca Görüşüm

Kalıcı ölüm ve her karakterle oynama gibi yeni fikirlere ve kışkırtıcı konusuna rağmen, senaryonun iyi yapılandırılmamış olması ve cansız açık dünyasıyla üst sınıf oyun beklentisini karşılamayan bir oyun olduğunu düşünüyorum.

Yorum Bırak!