Under The Waves İncelemesi

Bir kere şunu belirtelim. Oyun sektörü dediğimiz zaman çoğunlukla oyunun geliştiricisi ve yayıncısı farklı firmalar oluyor. Yayıncı bir firma bir oyun geliştiricisiyle anlaşarak oyun geliştirmesini isteyebiliyor. Ya da bir oyun geliştiricisi oyununun dağıtımını sağlaması amacıyla bir yayıncı firmayla anlaşabiliyor. Bu çok olağan. Bir oyunu yapmakla pazarlamak ve tanıtmak arasında çok ciddi bir fark var çünkü. Söz gelimi pek tanınmayan küçük ölçekli bir oyun geliştiricisisiniz büyük bir yayıncıyla anlaştınız diyelim. Bu o yayıncının oyunu başarılı bulduğu anlamına geliyor ve hem oyunun tanınırlığı hem de oyuncuların heyecanı artıyor. Aynı şey tam tersi durum için de geçerli.

Under The Waves'in Öne Çıkarılan Görsellerinden Biri

Under The Waves’in Öne Çıkarılan Görsellerinden Biri

Under The Waves, Parallel Studios adındaki oyun geliştiricisi tarafından geliştirilen Quantic Dream tarafından yayınlanan bir oyun. Parallel Studios daha önce üç oyun yayımlamış küçük ölçekli ve bağımsız bir geliştirici ancak Quantic Dream daha önce Heavy Rain, Detroit Became Human gibi inanılmaz yapıtların oyuncularla buluşmasını sağlamış köklü ve büyük bir firma. Hal böyle olunca oyundan beklenti de buna göre artıyor.

Under The Waves, Stan adında 30’lu yaşların sonundaki bir adamın büyük bir petrol şirketinin denizin altındaki yaşam kapsülünde kalarak şirketin denizin altındaki gündelik işlerini yapmasıyla başlıyor. Bize şirketten direktifleri veren babamızın eski arkadaşı Tim. Görevler boyunca da bize eşlik ediyor. Tim ile aramızdaki diyaloglar inanılmaz incelikli ve hoş.

Oyunun ana teması, Stan’in evladını kaybetmiş bir baba olarak bu kayıpla denizin altında yüzleşmesi üzerine kurulu. İletişim kanalları açık olduğunda eşimiz Emma ile de görüşebiliyoruz ama bu tema büyük ve başarılı bir yalıtılmışlık hissiyle veriliyor. Ölüm, kayıp ve bu durumların getirdiği duygularla baş etmede hepimiz aslında tek başına olduğumuzu hissediyoruz.

Denizin altındaki yaşam kapsülünde geçirdiğimiz ve gündelik görevleri yaptığımız bir haftanın ardından büyük bir fırtına patlak veriyor. Öykünün sürükleyiciliği artıyor ve okyanusun altındaki çarpıcı gerçeklerle karşılaşıyoruz.

Oyunun öyküsünün, öyküye eşlik eden müziklerinin, ayarında diyaloglarının çok dokunaklı olduğunu, atmosfer ve yalıtılmışlık hissini insanı ürpertecek kadar iyi verdiğini belirtmek isterim. Çok uzun yıllardır atmosferi bu kadar koyu ve başarılı bir ile karşılaşmamıştım.

Oyunun aksayan yanları yok değil var ama bu Parallel Studios’un gerçekleştirmesi çok zor bir işe soyunmasından kaynaklanıyor. Evet oyunun kontrollerine alışmakta sorun yaşıyorsunuz. Bazı anlarda kamera açıları, denizin altındaki hareketlerimiz, bu hareketleri yönetmek ve söz gelimi yosun toplamak kontroller açısından zorlayıcı olabiliyor. Ancak denizin altında olduğumuzu, akıntıların da bizi etkilediğini ve böyle bir dünyayı tasarlamanın inanılmaz zor olduğunu da unutmamak lazım. Yönetim şemasındaki zorluk buradan kaynaklanıyor. Ancak gene de biraz daha iyi olabilirdi elbette.

Hiçbir açık bırakmayan neredeyse kusursuz bir senaryo var ama ana karakterimiz Stan’in duşa ve yatağa dalgıç kıyafetiyle girmesi anlaşılır değil. Atmosferine, müziklerine, öyküsüne, tasarımına bu kadar emek ayrılmış bir oyunun ara sahnelerine ve yaşam kapsülündeki bu küçük animasyonlarına neden özen gösterilmemiş anlam veremedim ancak bunun bütçe ya da zamanlama sorunundan kaynaklandığını düşünmeden de edemedim.

Under The Waves'in Oyun İçi Görsellerinden Biri

Under The Waves’in Oyun İçi Görsellerinden Biri

Küçük ölçekli bir firma olarak sınırlı zamanda bu kadar işi başarmak, bütçeyi yönetmek zor iş. O yüzden bir şey demiyorum. Böyle güzel öyküler anlatsınlar yeter ki… Biz övmeye devam ederiz.

Keşke etraftan topladığımız nesneler için de bir taşıma limitimiz olsaydı. Bir de son sahneleri uzamasaydı öyküde santim boşlık kalmazdı ama olsun. Öykü o kadar güzel ki Stan’in rüyalarını bile deneyimliyoruz. Biz hep yazınsal bir metinde rüya varsa dikkat edin yazınsal metnin derin yapısını kavramak için bu rüyaların çok iyi yorumlanması gerekir deriz. Rüyaların anlatı metinlerine dahil edilmesi eğer ucuz senaryo numaralarına kaçılmıyorsa anlatımı daha sembolik ve katmanlı hale getirir. Under The Waves de aynın yazınsal bir metin gibi rüyaları işliyor ve bunu oyuncuya da ilk elden deneyimletiyor.

Oyunun muhteşem bir yanı daha var. Karşımıza çok nadiren çıkan bekleme ekranlarında okyanuslara ilişkin çok ilginç bilgilerle karşılaşıyoruz. Ben mesela balinaların öldükten sonra bile tonlarca karbondioksit absorbe ettiklerini, okyanuslarda 25 trilyon ton mikroplastik olduğunu bu oyunda öğrendim.

Parallel Studios ve Quantic Dream Under The Waves’i ortaya koyarken Surfrider Foundation adındaki bir vakıfla ortaklık kurmuşlar. Çevre dostu mesajlar ve oyunun bir taraftan da okyanusların ekosistemimiz için ne kadar önemli olduğuna ilişkin iletilerinin çok başarılı olmasının nedenlerinden biri de bu.

En ama en güzel haberi sona sakladım: Oyun Türkçe altyazı seçeneğine de sahip! Koca koca firmalara yaptıramadığımız şu Türkçe altyazı işine bu oyunda yer vermeleri ne hoş olmuş. İnsanın ana dilinde oyun oynaması ne kadar güzel bir şey!

Eklemezsem olmaz. Oyunda nedensiz yere iki kere Unreal Engine 4 hatası aldığımı, oyunun performans anlamında aksamadığını ancak sistem kaynaklarını zorladığını belirtelim.

Ben oyuna gönül rahatlığıyla 10 üzerinden 7,5 veririm. Göz atmanızı ve zaman ayırmanızı şiddetle tavsiye ederim. Oksijen çubuğunuz bol, yosununuz eksik olmasın efendim.

Bir dahaki oyun incelemesinde görüşene dek kendinize iyi bakın.

Under The Waves İncelemesi
  • Anlatı
  • Kurgu
  • Atmosfer
  • Sürükleyicilik
  • Oynanış
4.4

Kısaca Görüşüm

Ben oyuna gönül rahatlığıyla 10 üzerinden 7,5 veririm. Göz atmanızı ve zaman ayırmanızı şiddetle tavsiye ederim. Oksijen çubuğunuz bol, yosununuz eksik olmasın efendim.

Yorum Bırak!